ve sonra içimdeki acıyı daha tarifsiz, daha da acı bir acıyla bastırmaya karar verdim. ha sağlığımla oynayacaktım o ayrı bir mesele ama, olsun. ne de olsa acımı daha tarifsiz bir acıyla yoğuracak, çivi çiviyi söker m.k. diyecektim.. zira olmadı. yok, aslında oldu ama kontrolden çıktı...
sonra kontrolden çıkan herşeyi bir de kontrol altına almayı çabalamaya başladım o yorgun bünye ile. aç olupta hiç birşey yiyememek, daha doğrusu yedikten sonra kusacağını bildiğin için tırstığından yememek koyar adama. hatta bu koymak işi o kadar "koyucu"dur ki üst üste sigaralar yaktırır, kahveler içirtir, ne küfürler ettirir insana. küfür lügatım bu süre
zarfında iyice genişlemişti.
ha, niyetim kimseyi veya kendimi cezalandırmak değildi. sadece yaşam denilen şey nerde bitiyor ölüm denilen kavramın sınırı nerde başlıyordu onu görmek istiyordum. bir çeşit irade sınavıydı.oruç öncesi son antreman. hatta kendi ellerimle bitirdiğim aşkı unutabilmek için yaptığım "zorunlu delirme" çabası. ama deliremedim ve de unutamadım deliremediğime paralel olarak..sonra ise, koli koli anı bıraktığım bir odada tim buckley dinlerken o anıyı hatırladım ve sçtm resmen...hissettim, acıdım, üşüdüm. sigara içtim üstüne. vapur sefası gibi oldu..
ve o insanla yeniden birleşebilme ihtimalini düşündüm. nasıl olur? nasıl yeniden kazanabilirim diye. kazanması kolay ama sonrası? arada atladığın 24 ay var ve 24 ayda o ve sen toplamda kaç
başka insanı soktun araya allah bilir. yani en azından ben soktum, onu bilemem. ve olsa bile benim için ailesini karşısına alması gerektiğini düşündüm. zira ortada hay senin ben.. dedirtecek cinsten bir olay var ve yeniden birleşme gibi bir umut var senin içinde....olmazdı. olmayacakta zaten.
ama ben bu yaptığım şeyle kendimi önce hayvan sonra insan yerine koydum.yani bu yaptıklarımla önce hayvan oldum, sonra da insan oldum. evrim geçirdim bir yerde. acı çekmem ve herşeye sıfırdan başlamam gerektiğini düşündüğüm için bir anda ve herşey tepe noktasından bıraktım. insan yeterince düşünce özgür olabilir. herşeyi kaybedince ve kaybettiği şeylerin aslında önemli olduklarını farkedince..ve kaybettiğim şeylerin önemli olduklarının farkına vardım. fucking, hallelujah! özgür oldum.
ben kan kustum aylarca. yollarda düşe kalka yürüdüm. bayıldım, eczanelerde açtım gözlerimi. nerdeyim ben, burası neresi triplerine girdim. acı çektim özetle. cd çalarım su koyverdiğinde radyo eksen açı
ise karanlığa gömdüm kendimi bir süre. yazmadım, sadece özlemledim. gözlemlediklerimi yazmayı
bakmaya bile kıyamadığım parçalı bulutlu gökyüzünün resimlerini çektim ve güce her ihtiyacım olduğunda o resimlerebakı
ağlayarak. istiklalden aşağı doğru yürürken cd çalarımın çalıştığı günlerde
sadece o anlarıma tanıklık edebilecek grubum ve şarkıları vardı. pink floyd vardı. ve o şarkılar 2 yılımın
geniş kapsamlı özetini çıkarıyordu adeta. özetle insansı duygular değildi benim duygularım. daha çok mekanik ve biraz filmvari...
ve midem küçüldü bu arada. ben bu arada bu zayıflama işini beynim küçülsünde herşeyi daha az düşüneyim,
daha az kafama takayım ve daha az "yani özetle" diyeyim diye yapmıştım. midem küçüldü ama beynim küçülmedi.
aksine düşündükçe, yazdıkça, ilgilendikçe büyüdü. kafamı bazen aşklar kurcaladı, bazen aile ilişkileri bazen
kingdom of money, bazen de in god we trust sözler öbeği. öyle hızlandı ki hayat benim için, midem beni
en anlayan organ haline geldi. midemi sevmiştim. sevişmeyi de istemiştim ama olmadı. sevişemedik. tenlerimiz
uyuşmadı..
öykünün sonu değil mi? geldik mi durağa?. evet, geldik artık. hızlı gittiğimi söyleyenler oldu bana.
-dur, yavaşla- yetişemiyorum dediler. hızlı yürüyün dedim. -neden kusuyorsun dediler, ben değil midem kusuyor
dedim. -sen psiolojik sorunlusun dediler sorunlu olduğumdan emin olmak için doktora gittim. doktor bana
-hiç bir hayvanla cinsel ilişkiye girdin mi ya da gireni izledin mi diye sordu bende ona -bu öyküdeki hayvan sensin
diye karşılık verip çıktım gittim. bir süreliğinde shut down ettim kendimi. hissetmedim, yaşamadım
sadece gelecekteki iyi günlerime odaklandım ve ayakta kalmaya çalıştım. neticede önce hayvan sonra da bir insan
olarak bunu başardım..
şimdi yine soruyorlar bana: madem bu kadar seviyordun eski kızı neden terkettin? niye herşeyi tepe noktasındayken
bıraktın? şöyle cevap veriyorum: özgürlük, molasız ve hatta sigarasız gidilen bir yol gibidir. mesarif benim
maharetim, her gelişim hüzünlü bir ben"
peki ya sen?..
yani özetle aşağıdaki şıklardan hangisi bu yazı için söylenebilir?
1- yazar burada bertold brecht'lik mi yapmaya çalışmıştır?
2- yazar bu yazıyı yazarken Richard Brautigan benim triplerine mi girmiştir?.
3- yazar hayatından bu kesiti yazarken kafasındaki metaforu eski sevgilisi olarak mı belirlemiştir
yoksa metafor midesi midir?
4- yazar eski sevgilisini geri kazanmayı mı vurgulamaya çabalamıştır?







--
★ars longa vita brevis.!
last fm: [link]
blog: [link]
--
protection
WeLcome to deviantArt!
If you need anything, pLease Let me know!
And it'd be great if you stopped by to teLL me how you are!
Enjoy your day!
Jess
--
PeopLe are Like stained-gLass windows. They sparkLe and shine when the sun is out; but when the darkness sets in their true beauty is reveaLed onLy if there is a Light inside.-ELisabeth kubLer-ross
CLick!
Previous PageNext Page